ORGANICKID BLOG

  • April 17, 2025

    Onu ilk kucağınıza aldığınız an, ilk banyosu, ilk gülüşü, ilk kahkahası, ilk adımı, ilk dişi, ilk sözcüğü ve ilk cümlesi... İlkleri yaşamak başkadır, güzeldir, özeldir. Lakin zordur. Mesela, evladınızın yürümek için gösterdiği emeği ve gayreti gözünüzün önüne getirir misiniz? Heyecanlı ve biraz ürkek bakışlarını, hatta yerinden fırlarmışçasına çarpan kalbinin pıt pıt atışlarını duyabilirsiniz belki de...

    Gün gelir, o minicik kalp atışları bu kez okul için duyulur. Hem çok şey öğrenecek hem de bi’ dolu arkadaşı olacaktır, mutludur. Ama bazen her şey umduğu gibi gitmeyebilir. İşte o zaman ebeveynlere yine çok iş düşüyor;

    Sabırlı ve destekleyici olun.

    Hayatında değişiklik yaşayan her insan için bu değişimler stres kaynağıdır. Fakat herkes bu stresi farklı düzeylerde yaşar. Okula yeni başlayan çocuk için de durum bundan farklı değildir, yeni oluşan bu duruma alışmak için zamana ihtiyacı vardır. Bu alışma sürecinde onu yalnızken ya da arkadaşları önünde küçük düşürmeyin. Güven verici ve yatıştırıcı açıklamalar yapın. Yalnız ümit verirken gerçekçilikten de uzaklaşmayın. Anne-babanın çizdiği pembe bir okul tablosu, çocuğun hayal kırıklığı yaşamasına yol açabilir. Çocuğunuz okulda sorunlarla karşılaşabileceğine hazırlıklı olmalı ve karşılaşınca ne yapması, kimden ve nasıl yardım istemesi gerektiği öğretilmelidir.

    Çocuğunuzla iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapın.

    Okuldaki arkadaşları hakkında onunla sohbet edin. Bir arkadaşı hastalandığında, onunla birlikte "Geçmiş olsun" kartı hazırlayıp gönderebilirsiniz. Mesela arkadaşlarından biri o gün okula gelmediğinde numarası var ise telefonla arayıp, arkadaşıyla konuşması için cesaretlendirin.

    Sürprizler yapın.

    Gün içindeki işlerinizi ona vakit ayırabileceğiniz zamanlara göre planlayın. Çocuğunuz servis kullanıyorsa, okuldan almaya gidin. Sözleştiğiniz saat konusunda duyarlı olun. Okul ve ev arasını yürüyerek gidip geliyorsa, iç kapıda değil, dış kapıda karşılayın. Sevildiğini, özlendiğini hissettirin. Kapılarda karşılanmak hangi birimizin hoşuna gitmez ki J

    Sosyal becerilerini güçlendirecek etkinlikler planlayın.

    Sosyal beceri eksikleri çocuğun hırpalanmasına, reddedilmesine ve kavga etmesine yol açabilir. Bir arkadaşıyla yakınlık kurabilmesi için destekleyin. Örneğin; hafta sonu arkadaşını evinize davet edip, eğlenceli bir zaman geçirmelerini sağlayabilirsiniz. Okulda teneffüslerde oynayabileceği, hatta lavaboya beraber gideceği bir arkadaşının olması uyum sürecini kolaylaştırır.

    Duygularını açıklaması için, eleştirmeden suçlamadan ona fırsat verin.

    "Kimse benimle oynamıyor, öğretmenim beni sevmiyor" gibi cümlelerini sonuna kadar ve yorumlamadan dinleyin, onu anladığınızı hissettirin. Açık uçlu sorularla duygularını açığa çıkarın. Duygularını ifade etmeyi öğrenen bir çocuk, okulda yaşadığı sorunlar için de çözüm arayabilir. Çocuğunuz okulda ağlarken "Tamam, yaygara yapma" gibi tepki vermek yerine soğukkanlılıkla "Evet ben de seni özleyeceğim" şeklinde duygularınızı paylaşın. Örneğin, kendi çocukluğunuzdan bahsedin. Sorunlarınızla pes etmeden nasıl uğraştığınızı ve okula nasıl alıştığınızı anlatın. Bu sorunu yaşayan tek çocuğun kendisi olmadığını anladığında tepkisi yumuşayacaktır.

     

    Çocuğun bağımsızlık duygusunun geliştirilmesi lazım!

    Çocuğunuz okula başladığı andan itibaren ona bir bebek gibi davranmayı bırakmalısınız. Evde ona yeni sorumluluklar vererek özgüvenini güçlendirebilirsiniz. Kendi başına bir şeyler yapabilmesi için teşvik edin. Kendi başına bir yerlere gidebilmesi için yüreklendirin.

    Performansından çok kaydettiği ilerlemeye odaklanın.

    Onu kendi kulvarında değerlendirin. Başka çocuklarla asla kıyaslamayın, cezalandırmayın. Önceden neredeydi, şimdi nerede? Yavaş yavaş gösterdiği uyum konusundaki davranışlarını fark edin ve takdir edin. Yani yapamadıklarına değil, yapabildiklerine yoğunlaşın ki güveni de yerine gelsin.

    Ailece kararlı ve tutarlı davranın.

    Okula gitmemenin nelere yol açacağı konusunda masallar alın, anlatın. Derslerinden geri kalırsa neler olacağını anlatın. Vedalaşmayı bir ritüele dönüştürmeyin. Gerekirse okula daha kolay ayrılacağı biriyle gönderebilirsiniz. Öğretmenle anlaştığınız müddetçe siz de bir süre okulda kalabilirsiniz. Her gün süreyi kademeli olarak azaltırsınız. Yalnız okuldan ayrılacağınız zamanla ilgili çocuğunuza dürüst davranın. Yani birden ortadan yok olmayın. Anlayışlı olun, ama okula gitme konusunda taviz vermeyin. Çünkü taviz tavizi doğurur.

    Okula uyum süreci, Ebeveyn tutumu, Çocuklarda okul kaygısı, Okul öncesi hazırlık, Çocuk psikolojisi, Empati kurmak
  • April 17, 2025

    Anneler için en önemli konulardan biri çocuklarının beslenmesidir. Çocukların boş kalori almadan dengeli beslenmesini sağlamak ise en önemli konu. Özellikle hazır gıdalardan uzak ve çocukların da seveceği atıştırmalıklar hazırlamaya gayret edilmesi gerekiyor.

    Neden Atıştırmalıklara İhtiyaç Duyulur? 

    Çocuklar sürekli büyürler ve mideleri de küçüktür. Bu sebeple ana öğünlerle birlikte ihtiyaç duydukları besin maddelerinin bir kısmını ara öğün olarak alırlar. Bu enerji ve besin ihtiyaçlarını hazır, koruyucu maddelerle dolu ve çocuk için faydası olmayan gıdalarla gidermelerine engel olmak gerekir.

    Çocukların Faydalı Atıştırmalık Yemesi İçin Neler Yapılmalı / Yapılmamalı?

    Çocukların sağlıklı atıştırmalıklara alışmasının en kolay yollarından birisi; onlar için zararlı olan gıdaları bizim de yemememizdir. Ona zararlı olduğunu anlattığımız bir besini kendimiz tüketirsek bu inandırıcı olmaz.

    Hamur işi kızartma gibi yiyecekler evde çok sık yapılmamalıdır. Tatlı ihtiyacı kuru meyvelerden ya da normal meyvelerden karşılanabilir.

    Televizyon bilgisayar gibi teknoloji ürünleri ile yemek yedirmemek gerekir. Bunlara dalarak bir şeyler yedirmek gelecekte beslenme bozukluklarına ya da obeziteye sebep olabilir.

    Yemek saatlerinde mümkün olduğunca evde olmak gerekli, ana öğünler mümkün olduğunca evde yenilmelidir.

    Dışarıya giderken ara öğünler dışarıda geçirilecekse meyve benzeri atıştırmalıklar, evden çıkarken beslenme çantasına konulmalı ve bunlar verilmelidir. Hazır alınmış besinlerle bu ihtiyaç giderilmeye çalışılmamalıdır. Eğer evden onlara uygun bir şeyler alınmamışsa, bu durumda satın alınacak gıdaların kalitesine ve çeşidine dikkat etmek gerekir. Dışarıda su, meyve, yoğurt, kuru meyve gibi gıdalara ulaşmak ve almak artık mümkün. Bu ara öğün ihtiyaçlarını gidermek için mecbur kaldığımızda aldığımız ürünler çikolata, şeker gibi bol kalorili besin değeri düşük gıdalar olmamalıdır.

    Sağlıksız Abur Cubur İsteyen Çocuk Nasıl Vazgeçirilir?

    Eğer çocuğunuz çevresinde görerek kendisi için pek de faydalı olmayan bir yiyeceği istiyorsa (genelde iyi beslenme alışkanlıkları edinmiş, düzenli yiyip içen çocuk acıkmadan herhangi bir yiyeceğe ilgi göstermez), yanımızda bulundurduğumuz ve onun çok sevdiği bir alternatif sunabiliriz. “Şu an ondan almam mümkün değil ama istersen yanımda senin en sevdiklerinden biri var” deyip kendisine bunu sunabiliriz.

    Misafirlikte ya da misafir geldiğinde genelde herkes yediği için çocuk da büyüklerin yediklerini içtiklerini isteyecektir. Bu durumda çok sınırlı miktarda kendisine özel bir tabakla verilebilir.

    Çocuklar Hep Aynı Saatte Yemeyi Reddederse

    Bazen çocuklar ihtiyaç duymasa da anneler sürekli onlara bir şeyler yedirmek isterler. Bu şekilde davranmak çocuğumuzun ya sürekli reddetmesine ya da obeziteye doğru giden bir yolculuğa çıkmasına sebep olur. Bunun için çocuğa sürekli bir şeyler yedirmek yerine düzenli ve belirli zaman aralıklarında yedirmek ve o an ihtiyaçlarını düşünerek hareket etmek en iyisidir.

    Düzenli aralıklarla yedirmeye çalışsak da eğer ihtiyacı yoksa istemeyebilir. Bu durumda ısrarcı olmamak onun tercihlerine de uygun hareket etmek gerekir.

    Sağlıklı Atıştırmalık Örnekleri

    Yaşlarına ve enerji ihtiyaçlarına uygun porsiyonlar şeklinde bazı atıştırmalıkları ve kendi hazırladığımız atıştırmalıkları çocuklarımıza verebiliriz;

    • Meyveler
    • Kuru meyveler
    • Yoğurt
    • Evde hazırlanmış meyveli yoğurt ve sütler
    • Ceviz fıstık
    • Yumurta
    • Bunlar ve bunlara benzer sağlıklı gıdalardan hazırlanmış diğer yiyecekler

    Sağlıklı atıştırmalıklar, Dengeli beslenme, Ev yapımı atıştırmalıklar, Obezite riski, Sağlıksız abur cuburlar, Hazır gıdalardan uzak durma
  • April 17, 2025

    Çocukların en çok ilgilendiği ev bölümü mutfak ve mutfak eşyalarıdır diyebiliriz. Onlar için yiyecek  hazırlamak da oldukça zaman alan bir konudur. Mutfakta yemek hazırlarken çocuğunuzun kendi yalnızlığı ya da TV tablet gibi teknolojik cihazlar başında geçireceği verimsiz ve kalitesiz zaman yerine onun da mutlu olacağı ve farklı deneyim ve beceriler geliştireceği bir ortam oluşturmak daha faydalıdır.

    Onları birçok işe dâhil etmek fiziksel ve zihinsel becerilerini arttıracağı gibi gelecekte kendi kendilerine yeten bir birey olmaları konusunda da faydalı olacaktır.

    Çocuklar Mutfağı Neden Çok Severler?

    Mutfak bebek ve çocuklara sahip oldukları merak duygusunu gidermede çok faydalı bir yer olduğu için, sürekli hareket olduğu için ve karıştırmak isteyecekleri ve yapmak isteyecekleri çok fazla detaylı hareket olduğun için evde en sevilen yerdir.

    Genellikle çocukların yaramazlık görüntüleri, kirlenmiş görüntüleri ve en sevimli halleri hep mutfakta, yerken içerken elde edilir. Sürekli birbirine katabilecekleri dökebilecekleri her seferinde değişik keşif ve deneyimde bulunabilecekleri bir alandır mutfak.

    Hem İşlerimizi Yapıp Hem de Keyifli Zaman Geçirmeniz için Önerilerimiz;

    Bebekler için rahatça karıştırabileceği ve sevdiği güvenli mutfak eşyalarının olduğu kolayca ulaşabileceği  bir çekmece oluşturulabilir.

    Çocuk için güvenli bir ortam oluşturulduktan sonra bazı mutfak işlerine onların dâhil edilmesi önemli. Bulaşık makinesi boşaltma, tabak bardak taşıma, karıştırma, doldurma gibi işler ilk başlarda mutfakta işlerimizi zorlaştırıyor gibi görünse ve ortalık biraz kirlense de hem onlar için faydalı bir etkinlik olması hem de ellerini kullanmalarının kendi gelişimlerindeki faydasını görür.

    Bebeklik sonrasında onların kurcalayıp uğraşabilecekleri  mutfak eşyaları ek olarak yapılan işlere ve kolay tariflere onları dâhil etmeyi alışkanlık haline getirmemiz çok faydalı olur.

    Sofra hazırlığı, kesme, karıştırma bazı basit işleri sadece onlara bırakma gelişimleri için çok faydalı olacaktır.

    Mutfağı Çocuklarımızla Paylaşmanın Onlar İçin Faydaları Nelerdir?

    • Motor becerileri ve el göz koordinasyonunun gelişmesi sağlanır.
    • Zamanlama kavramı gelişir.
    • Konsantrasyon süresi ve sabırla beklemek gibi önemli konularda gelişim sağlar.
    • Organizasyon becerisi güçlenir
    • Mutfakta yapılan işlerdeki gelişen becerileri öz güvenlerini arttırır. Çocukların herhangi bir işi yapma isteğinin olması, yeni deneyimlere olumlu yaklaşmaları buna bağlıdır.
    • Kısıtlanmayan merak duygusu ile öğrenmeye olan ihtiyaç ve isteğinin artması sağlanır.
    • Mutfakla ilgili alışverişlere onları dâhil etmek, bazı eşyaları kasaya kadar ona taşıtmak, parayı kendisine ödetmek sosyal becerileri konusunda çok faydalı olacaktır.
    • Yine mutfak alışverişinde alınan malzemelerin nasıl alınacağı ile ilgili deneyimler elde edeceklerdir ki bu da analiz etme düşünme becerilerini geliştirir.
    • Hareket etme istekleri artar.

    Ebeveyn-çocuk etkileşimi, El-göz koordinasyonu, Öz güven gelişimi, Çocuklarla kaliteli zaman, Sosyal beceriler
  • April 17, 2025

    Bebeğinize masaj yapmak onu hem rahatlatır hem de büyümesine yardımcı olur. Masaj, doğduğumuzdan andan itibaren en büyük düşmanımız olan stres hormonunun kan damarlarındaki dolaşımını azaltarak bebeğinizi sakinleştirir. Onunla güçlü bir bağ kurmanıza yardımcı olur.

    Bebekler anne rahminin içindeki suyun ve yumuşak dokunun içinden, sert ve hareketsiz bir yatağa geçiş yapmış olurlar. İlk 3 ay boyunca da el ve kol hareketlerinin haricinde hareket edebilme ve dönebilme yeteneğine sahip değildirler. Bu nedenle ilk aylarında sık yapılan bebek masajı, onun hem fiziksel hem de motor hareketlerinin gelişimi için önemlidir.

    Bebeğin en gelişmiş duyusu, “dokunma” duyusudur.  Dokunma duyusu, bebeklik döneminde çocuğun çevresini algılamasında çok önemlidir. Bebek kendisine dokunulduğunda, kucaklandığında çevresi ile ilişki kurar ve gelişimi desteklenir. Anne-babaların bebekleriyle iletişim kurmada kullanabilecekleri yollardan biri, bebek masajıdır.

    Bebek masajının yararları neler;

    Kas, sinir ve iskelet sisteminin, sinir-kas koordinasyonunun gelişimini destekler. Reflekslerinin ve kaslarının gelişiminde önemlidir.

    Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için bebeklik çağında sıklıkla görülen nezle, grip gibi enfeksiyonlara karşı direnç kazandırır. Fakat masaj kan dolaşımını artıracağından, bebeğinizin vücudunda bir enfeksiyon var ise masaj tehlikeli olabilir. Çünkü masaj enfeksiyonun hızla yayılmasına sebep olur.

    Masaj, doğal ağrı kesici olan endorfin hormonunun salgılanmasını artırarak, bebeğin ağrısını hafifletir. Ağrı hissettiği zamanlarda gaz ağrısı, diş çıkarırken olan ağrılar gibi…

    Uykuya geçişini kolaylaştıracak bir ritüeldir ve uykusunu derinleştirir.

    Besinlerin emilimini hızlandırır ve iştahlı olmasını sağlar.

    Bebeğin anne ve babasıyla iletişimini ve bağını güçlendiren, birlikte geçirdikleri zamanı eğlenceli ve kaliteli kılan bir zaman dilimidir.

    Anne ve bebek arasındaki ten teması “prolaktin” (süt hormonu) yapımını uyararak, süt üretimini arttırdığı gibi, anne-bebek bağlanma sürecini ve emzirmeyi uyumla ve başarıyla yapmasını sağlar.

    Dokunma duyusu, bebeğe güvende olduğu hissini verir. Gerginlik, endişe ve korkuyu azaltır, sakinlik ve rahatlama sağlar. Annenin güvenini artırır ve hissettiği huzur bebeğine de yansır.

    Nasıl masaj yapmalıyız?

    Bebeğin vücudundaki her bölge için ayrı bir masaja ihtiyacı vardır. Her bölgesi gelişim evresinde olup ayrı özen gerektirmektedir.

     

    Yüz masajı: Elinizin başparmağı bebeğin iki kaşının arasından alına doğru kaydırılır. Bu manevra bebeğin sakinleşip uykuya dalmasını kolaylaştırır. Göz pınarından burun yanlarına hafif hafif parmak ucu basıncı yaparak burun kanatlarına kadar inilir. Sinüsleri açar ve bebeği rahatlatır. Bebeğin alt ve üst dudaklarını sanki gülümsetiyormuş gibi işaret parmaklarıyla elmacık kemiklerinin altından çekerek, çene eklemine gelinip, parmak uçlarıyla dairesel hareketler uygulanır. Emmekten yorulan dudak, yanak kaslarını rahatlatır.

    Göğüs masajı: Eller göğsün yanlarına konularak, her bir el çaprazdaki omuza hareket ettirilir (kelebek manevrası). Kol ve Bacak Masajı: Her iki kol da ellerden başlanarak omuza doğru sıvazlanır; ardından kolunu bir elimiz aşağıda, diğer elimiz yukarıda olacak şekilde el bileğinden başlayarak, hafifçe sıkarak omuz kadar yürüyüp daha derinlemesine dolaşımı uyarmış oluruz. Aynı manevralar bacaklara da uygulanmalıdır.

    Sırt Masajı: Bebek, bacaklarımızın veya yerdeki battaniyenin üzerine yüz üstü yatırılır. Bir elle başından başlayıp, tüm sırtını ve vücudunun arkasını hissettirecek sıvazlamayı ayak tabanlarına kadar yapılır. Ardından ellerimizden birini itip, diğerini çekerek, sırtında enlemesine hareket ettirip; sonrasında da parmak uçlarımızla hafifçe sırtına vuruşlar yaparız. (Sırtı rahatlatır ve bedeninin farkına varır.)

    Bebek masajı, Anne-bebek bağı, Motor gelişim, Yüz masajı, Bağışıklık sistemi, Gaz sancısı
  • April 17, 2025

    Allergies are a common health issue, especially among babies. According to the World Health Organization, 1 in every 5 children experiences allergic reactions. Considering how fragile the balance of nature has become globally, it is unfortunately no surprise that new types of allergies are constantly emerging in our lives.

    Naturally, the first solution that comes to mind is to stay away from chemicals as much as possible. When it comes to protecting our baby’s delicate skin, the choice of clothing becomes extremely important. Clothes made from fabrics like nylon or polyester, dyed with synthetic dyes and based on petroleum-derived materials, significantly increase the risk.

    In baby clothing that is not made from organic materials, toxic chemicals can be found in all products—from onesies and hats to bibs and newborn sets. These items are often treated with a variety of chemicals, including wrinkle-resistant, flame-retardant, and shrink-preventing agents. And unfortunately, these substances leave behind residues that do not wash out, even after many washes.

    Babies and young children are especially vulnerable to the effects of these toxins due to their still-developing immune systems. Their skin is also five times more permeable than that of adults, making it easier for these harmful substances to penetrate their bodies. Scientific studies have shown that long-term exposure to these toxic chemicals can lead to allergies, brain damage, and even cancer in babies.

    As a brand producing organic clothing for babies and children, our sensitivity and responsibility begin right here. During our production process, we never use any petroleum-based materials or toxic chemicals such as bleaches, softeners, or preservatives.

    We believe that our most precious treasures—our children—deserve only the best and the highest quality. We take great pride in the fact that every stage of our production, from manufacturing to packaging, is 100% organic and certified at the international level. Our clothing is produced in our Topkapı İplik factory, Turkey’s first organic cotton producer with over 44 years of textile experience, and meets the highest standards of quality and care.

    For farmland to qualify for organic production, no chemical pesticides or harmful substances must be used for at least three years. With this awareness, our baby collection was created with the intention of protecting nature first—because the future of our children depends on it.

    If you would like to take a step into an organic world for your little one, we invite you to visit our website and explore our collections.

    newborn babies, newborn allergies, baby allergy causes, organic baby clothing, baby sensitive skin
  • April 16, 2025

    Dünya üzerinde tam 8 bin 300 kilometrelik kıyı şeridiyle İngiltere, Fransa, Norveç gibi Avrupa ülkelerini uzak ara geride bırakan, Yunanistan'ı ise ikiye katlayan Türkiye için balık tüketimi inanılması güç bir şekilde çok ama çok az.

    Nefes almaya başladığımız andan itibaren her yaş aralığında çok önemli olan balık tüketimi bebeklikte ise çok daha ayrı bir öneme sahip. Özellikle beyin gelişiminin çok hızlı olduğu anne karnından başlayan ilk 0-3 yaş dönemi için balığın ayrı bir önemi vardır. Biyolojik değeri yüksek protein ve esansiyel amino asit kaynağı olan balık, içerdiği omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri ile beyin gelişimine olumlu katkı sağlar. Bu nedenle özellikle gebelikten itibaren anne adaylarının ve 7. aydan itibaren tamamlayıcı beslenmeye başlayan bebeklerin tükettiği balığın beyin gelişimini olumlu yönde etkiler.

    Özellikle bebeklikte ve çocukluk çağlarında aşırı yağlı, katı yağları çok kullanarak beslenen, bol kalori alan kişiler ilerleyen yaşlarında kalp ve damar hastalıkları gibi birçok hastalığa yakalanabiliyor. Bu nedenle küçük yaştan itibaren beslenme alışkanlıklarına dikkat etmeliyiz. Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme kuralları içinde balığın önemini mutlaka öğretmeliyiz. Üstelik fosfor ve mineral açısından zengin olduğu için okul çağlarındaki çocukların kemik gelişimine de katkı sağlar, kısacası bebeklikten itibaren her yaş aralığındaki çocuklarımızı balıktan olabildiğince faydalandırmalıyız.

    Balığın tüketilmesi için çok çeşitli tarifler bulunmakla birlikte, bebeğinizin / çocuğunuzun damak tadına göre balığı tüketmesini sağlayabilirsiniz.

    Balığın tazeliği nasıl ölçülür;

    Balığın kalitesi, tazeliği ile ölçülür. Gözlerinin parlak ve lekesiz, solungaçlarının kırmızı veya pembe, pulları ve yüzgeçlerinin diri, derisinin gergin olması ve sert etli kısmına parmak ile basıldığında parmağın bıraktığı izin hemen düzelmesi gerekmektedir.

    Balık alırken;

    Her balık bol bulunduğu mevsimde satın alınmalıdır.

    Konserve balık satın alırken mutlaka etiket bilgisi okunmalı, son kullanma tarihi, üretim/ithalat izni bulunmasına, kutuda delik, hasar veya bombeleşme olmamasına dikkat edilmelidir.

    Balık pişirirken;

    Taze balıklar satın alındıktan sonra iki saatten fazla oda sıcaklığında bekletilmemeli, pişirilinceye kadar pulları ve içi hemen temizlendikten, yıkanıp, iyice kurulandıktan sonra uygun bir kapta buzdolabı ısısında muhafaza edilmelidir. Balıkların, buzdolabı ısında 1-2 gün, derin dondurucuda ise 3-6 ay saklanması uygundur.

    Balık pişirmede en uygun ve sağlıklı yöntemler, buğulama, haşlama veya yağsız tavada pişirmedir. Kızartma yöntemi balığın besin değerinin azalmasına ve zararlı maddelerin oluşumuna neden olduğundan tercih edilmemelidir.

    Çiğ balık ve deniz ürünleri parazitler, bazı bakteri ve virüsler açısından risk oluşturur. Ayrıca, B1 vitamininin yetersizliğine yol açması nedeniyle balığın çiğ veya az pişmiş şekliyle tüketimi sakıncalıdır.

     

    Aklınızda bulunsun;

    Balığa başlama ayı birçok kaynakta farklı verilebiliyor. 8. aydan 12. aya kadar tavsiyeler bulmak mümkün. Bebeğinize vermeden önce doktorunuza danışmanız önemli.  Zira alerjik bir yiyecek ve çocuğunuzun alerji geçmişi varsa buna dikkat etmeniz gerekebilir. Balığa başlarken tatları daha nötr olan beyaz etli balıkları tercih edin. Balık kılçığı tehlikeli olabilir. İyice ayıklayıp kılçık kalmadığından emin olun. Sebzelerde olduğu gibi balığın da fazla ısıya maruz kalması besin değerini düşürüyor. Buharda pişirmeyi tercih edin.

    Erken yaşta beslenme alışkanlığı, Beyin gelişimi, Kemik gelişimi, B1 vitamini eksikliği, Kılçık tehlikesi, Balığın tazeliği, Çiğ balık riski
  • April 16, 2025

    Nefesini saydığımız, her lokmasındaki vitamini hesapladığımız çocuklarımızın üzerine titresek de normalmiş gibi görünen ve bazen çok da mühim görmediğimiz bazı problemler, çocuklarda kansızlık sorunu olduğunun habercisi olabiliyor.

    Aslında annede çok ağır anemi olmadıkça zamanında doğan sağlıklı bebeklerde yeterli demir deposu vardır ve ilk 6 ayda demir eksikliği anemisi gelişmez. Fakat 6. aydan sonra bu demir deposuna dışarıdan takviyelerin başlaması gerekir. Demir eksikliği anemisinin temel nedeni hızlı büyümeyle birlikte beslenmede tercih edilen besinlerdeki demirin yetersiz bulunması ve süt ağırlıklı beslenmedir. İkiz ve daha fazla çoğul doğumlarda ve erken doğumlarda ise demir eksikliği olma olasılığı ise maalesef daha fazladır.

    Belirtileri neler;

    Huzursuzluk, iştahsızlık, çok uyuma, halsizlik ve çabuk yorulma, solukluk, huzursuzluk ile kendisini belli ediyor ve kalp hızında artma, kabızlık, kilo kaybı, büyüme geriliği, davranış ve bilişsel fonksiyonlarda gerileme gibi tüm sistemleri etkileyen belirtilerle kendisini gösteriyor. Bebeğinizde bu belirtiler var ise doktorunuza görünmenizde fayda var.

    Çocuklarda Kansızlık Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Demir eksikliği, tedavi edilmediğinde büyük sorunlara yol açsa da tedavisi oldukça basittir. Ağızdan demir ilacı verilmesi ile tedaviye başlanır. 2 ay sonra çocuk normale döner ancak demir depolarının doldurulması için uzun bir süre daha demir tedavisi uygulanır. Bu tedavi bir yıla kadar çıkabilir. Bebeklerde şurup ya da damla yoluyla ilaç verilir.

    Tedavi sonlandırılsa dahi düzenli aralıklarla testler yapılmalı ve demir rezervleri kontrol edilmelidir. Böylelikle bebeğinizin büyüdüğünde daha büyük sorunlarla karşılaşmasını önlemiş olursunuz.

    Önerimiz;

    Bebeğiniz 6 aydan küçük ise yalnızca anne sütü ile beslemelisiniz. Anne sütündeki olağanüstü değerler, bebeğinizin demir rezervlerinde oldukça etkilidir. Eğer anne sütü veremiyor iseniz demir içeren mamalar ile bebeğinizi besleyebilirsiniz. 6. aydan itibaren ek gıdalara başlayabilirsiniz. Bebeğinizin yaşı ilerledikçe baklagiller, yeşil yapraklı sebze, kırmızı ve beyaz et, karaciğer gibi demirden zengin besinler içeren yedirmeniz demir rezervinin artmasında çok etkili ve önemlidir. Demir emilimini artıran portakal, domates, limon gibi C vitamini içeren gıdaları da unutmamanızda fayda var.

    Erken teşhis, Demir eksikliği anemisi, Çocuklarda kansızlık, Kilo kaybı, Büyüme geriliği, Anne sütü
  • April 16, 2025

    Bebek bakımının en önemli başlıkları:

    Beslenme:

    İlk altı ay sadece anne sütü yeterli olup, altıncı aydan sonra uygun ek gıdalara geçilebilir. İki yaşına kadar emzirmek bebeğiniz için çok doğru olacaktır. Annenin bir sağlık problemi olmadığı sürece bunu rahatlıkla yapabilir.

    Gaz Çıkarma:

    Bebeğin emme sırasında yuttuğu havayı çıkarmak gerekir. .Emzirme sırasında ve sonunda gazını çıkarmalısınız, aksi halde yuttuğu hava bebeğinizi rahatsız eder ve beslenmesine engel olabilir. Gazını çıkarmak için, bebeği omzunuzun üstüne veya kucağınıza yatırın veya kucağınızda oturtun, usulca sırtına vurun veya sırtını sıvazlayın.

    Alt Temizliği:

    Bebeğinizin bezini günde ortalama 6-7 kez değiştirmek yeterli olacaktır. İlk aylarda sık kaka yapan bebeklerin daha fazla kontrol edilmesi gerekmektedir. Altı temiz olan bebekler daha rahat olur ve pişik olmasının da önüne geçilmiş olur. Kız ve erkek bebeklerin temizliğinin farklılık gösterdiğini unutmamak gerekir.

    Cilt Bakımı:

    Bebeklerin cildi çok hassas ve incedir, ufak bir yanlış uygulamada tahrişe sebep olabilirsiniz. Bu da bebek için enfeksiyon tehlikesi oluşturabilir. Doğumdan hemen sonraki günlerde bebeğin cildi kuru ve kabuksu bir hal alabilir, soyulabilir. Bu durumda zararlı kimyasallar içermeyen nemlendirici, bebe yağı veya losyonlar kullanmalısınız. Cildine direkt temas eden giysilerin % 100 pamuktan üretilmiş olanları seçilmelisiniz.

    Banyosu:

    Bebek bakımında banyo çok önemlidir. Onu rahatlatır ve iyi uyumasını sağlar. Her gün veya bir gün arayla yıkanabilir. Banyodan önce eşyalarını hazırlanmak ve üşütmeden giydirmek gerekir. Beslenmesinden önce banyo yaptırmak olası bir kusmayı önler. Huzursuz ve gazı çok olan bebeklerin yatmadan 1-2 saat önce banyo yaptırılmaları geceyi daha rahat geçirmelerini sağlayabilir. Banyodan sonra iyi kurulanmasına, pişik ve tahrişleri önlemek açısından dikkatli olunmalıdır.

    Kıyafetleri:

    Bebeği mevsimin şartlarına göre giydirin. Aşırı giydirmek bebeği huzursuz eder ve terletebilir, bu da ufak bir hava akımında üşütmesine sebep olabilir. Bebeğinizin üşüyüp üşümediğini anlamak için göğüs veya sırtından kontrol ederek giysi tercihi yapabilirsiniz. Kıyafetlerini alırken sentetik olmayan pamuktan üretilmiş ve mevsime uygun olanları almalısınız.

    Uyku:

    Uyku düzeni bebekten bebeğe değişebilir. İlk aylarda genellikle günde 15-18 saatini uykuda geçiren bebek, büyüdükçe bunu azaltır. Zaman geçtikçe belli bir uyuma ve uyanma düzeni oluşacak, gündüzleri 1-3 saat kadar, geceleri 3-6 saat kadar uyumaya başlayacaktır. Bebek uyurken yan yatırılmak olabilecek bir kusmada boğazına kusmuk kaçmasını önleyecektir. Onu izleyerek göre uyku saatlerini belirleyin. Bir takvim oluşturun. Bu saatler sizin istediğiniz saatler değil, çocuğun doğal vücut ritminin belirlediği saatler olmalıdır.

    Bebek bakımı, Anne sütü, Ek gıdalar, Gaz sancısı, Pişik önleme, Kız-erkek bebek farkı, Hassas cilt, Pamuklu giysi
  • April 16, 2025

    Yaz sıcaklarında, bebeklerin sağlığına çok daha fazla dikkat etmek gerekir.  Bu dönemde giyiminden beslenmesine kadar birçok faktör gözden geçirilmeli, isilik gibi,  yaz ishali gibi hastalıklardan korumak için hassasiyet gösterilmelidir. Ayrıca bebekleri, güneşten alacakları D vitamininden faydalandırmaya önem vermek gerekir.

    Kıyafet seçimi:

    Bebeklerin vücut ısıları ortama göre adapte olmadığından, yaz döneminde uygun bebek kıyafetlerinin tercih etmek büyük önem taşımaktadır. Özellikle 12 aydan küçük bebeklerin, ince, pamuklu, ter çeken ve hava alan giysiler seçmelidir. Bebekleri sentetik kumaşlardan üretilmiş giysilerden ve kat kat giydirmekten uzak durulmalıdır. Bunlar göz ardı edildiğinde bebeğin vücut ısısının artmasına sebep olunacağından, sıvı ihtiyacının ortaya çıkması, su ve tuz kaybı halsizlik ve iştahsızlığa neden olur. Aşırı sıcağa maruz kalan bebeklerde,  fazla çalışan ter bezleri tıkanır ve deride benek benek isilik lekeleri otaya çıkar. Bunun oluşmaması için ince,  bol ve pamuklu organik giysiler giydirilmelidir.

    Yaz aylarında banyo ve alt değişimi:

    Yaz sıcaklarında bebeğinizi en çok rahatlatan yöntemlerden biri de ılık suyla günlük banyo yaptırmaktır. Pişik ve isiliğin oluşması için sıcaklar uygun ortam sağladığından, bezini sık sık değiştirmek, bebeğin poposunu silmek yerine ılık suyla yıkayıp, olabildiğince açıkta bırakmak ve hava temasıyla cildin kuru kalmasını sağlamak, zararlı kimyasallar içermeyen koruyucu kremlerin ince bir tabaka halinde kullanılmak pişiğin oluşmasını önleyecektir.

    Yaz aylarında bebeğin sıvı ihtiyacı:

    Sağlıklı bir yaz geçirmesi için bebeğinizin beslenmesine dikkat etmeniz gerekiyor. Özellikle sadece anne sütü alan yenidoğanların ayrıca su ihtiyacı olmadığı düşünülür am çok sıcak yaz aylarında annenin de sıvı gereksinimi artacağından bazen süt içeriğinde su oranı az olabilir. Uzmanlar bu durumda annenin bol su tüketmesi ve bebeğine de mutlaka kaynamış su içirmesini öneriyor.

    Yaz aylarının olası rahatsızlıklarından korunma:

    Sıcaklarda mikroorganizmaların daha hızlı üremesi ve yiyeceklerin daha çabuk bozulması, ishale neden olacağından çok dikkatli olunması gerekiyor. Hijyen kurallarına uymak da bunun önüne geçmede etkili olacaktır.

    Yaz aylarındaki böcek ve sinekler:

    Yaz aylarında gerek kapı pencerenin açık oluşu, gerekse açık alanlarda daha çok zaman geçirildiği için sinek böcek gibi istenilmeyen haşerelerle karşılaşma olasılığı daha çok olmaktadır. Bunlardan bazıları alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. Bebeğinizin odasında sineklik ve cibinlik kullanarak onu koruyabilirsiniz. Kimyasal içeriği bulunan sinek veya böcek kovuculardan uzak durmak en sağlıklısı olacaktır.

    Yaz ayları, Bebek bakımı, Pamuklu giysiler, Alerjik reaksiyon, D vitamini, Kıyafet seçimi
  • April 16, 2025

    Spor, fiziksel sağlığa olan önemli faydalarının yanı sıra çocukların yaratıcılığını geliştirip, sorumluluk duygusu kazanmalarına katkı sağlayan aktivitelerdir. Çocuğunuzun yaşı, vücut gelişimi, en önemlisi de tercihlerini göz önünde bulundurarak bir spor dalını seçmesinde rehber olmalısınız.

    Çocukları neden spor yapmaya yönlendirmeliyiz?

    • Erken yaşlarda spora başlamak ve sporu yaşam şekli olarak benimsemek, yüksek tansiyon, diyabet, kolon kanseri, obezite ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskinin azalmasında çok önemli rol oynuyor.
    • Spor, çocuğun öz güveninin ve duygularının gelişmesine yardımcı olur. Spor yapan çocuklar yenilgi ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duygularla baş etmeyi ve bir başkasıyla rekabet etmeyi tek başına, anne babaları yanlarında olmadan öğrenirler.
    • Spora erken yaşlarda başlayan çocuğun, ileriki yaşlarında depresyon veya kaygı bozuklukları gibi psikolojik çöküntüye düşmesi çok zor bir olasılıktır.
    • Spor, yapmak çocuklarda ekip çalışmasını öğretir veya liderlik gibi vasıfların gelişmesine olanak sağlar.
    • Spor, çocuğa disiplinin önemini ve öz denetim yapabilmesini öğreten çok etkili bir araçtır. Bir hedefe ulaşmak için kişinin kendi davranışlarını kontrol etmesi, isteklerine karşı koyabilmesi öz denetim demek olduğuna göre spor yaparken uygulanan kurallar yolu ile de bunu mutlaka öğrenmiş olacaktır.
    • Çocuğun düzenli spor yapması onu kötü alışkanlıklardan korumanın da en güzel ve eğlenceli bir yoludur.
    • Çocukları spora yönlendirmek, hem yeni arkadaşlar edinmelerine hem de ortak bir faaliyet içinde yer alarak, sosyal yönden gelişmelerine olanak sağlar.
    • Esnekliği, koordinasyonu, dayanıklılığı ve kuvveti artıran faaliyetlerde bulunursa büyüme, gelişme yeteri kadar olur ve genetik olarak sahip olduğu fiziki yapıya daha hızlı ulaşabilir, yetişkin çağa geldiği zamanda ise uzun boya ve iyi bir solunum, dolaşım sistemine sahip olabilir.
    • Spor yapan çocuk, enerjisini sporla boşalttığı için derslerine daha çok odaklanarak daha verimli çalışır.

    Fiziksel sağlık, Duygusal gelişim, Esneklik, Dayanıklılık, Ekip çalışması, Sorumluluk duygusu
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: EN
Çerez Kullanımı