ORGANICKID BLOG

  • May 02, 2025

     We can safely say that the kitchen—and kitchen tools—are one of the areas in the home that children find most interesting. For them, food preparation is also something that naturally takes a lot of time. Instead of letting your child spend this time alone or in front of the TV or tablet—engaged in unproductive and low-quality activities—it's much more beneficial to create an environment in the kitchen where they feel happy and can develop new experiences and skills.

    Including children in various tasks not only improves their physical and cognitive abilities but also supports their journey to becoming independent individuals in the future.

    Why Do Children Love the Kitchen So Much?

    The kitchen is one of the most loved places in the house because it satisfies children’s natural curiosity. There’s constant motion, lots of things to explore, mix, and try out. It's a space full of small, detailed activities that they can dive into.

    Often, the most mischievous, messy, and adorable moments with children happen in the kitchen—while eating, drinking, and playing. It’s a space where they can continuously combine, spill, discover, and experience something new each time.

    Tips for Getting Things Done While Spending Quality Time:

    • You can create a special drawer filled with safe kitchen utensils that your baby can reach easily and safely explore.
    • After ensuring a safe environment, it’s helpful to involve your child in certain kitchen tasks. Though unloading the dishwasher, carrying plates and cups, stirring, or filling containers may seem like they slow you down and create messes at first, these activities benefit your child and contribute greatly to their development through hands-on engagement.
    • Once they’re past infancy, it's very beneficial to get them in the habit of exploring kitchen tools and involving them in simple recipes and tasks.
    • Let them take part in table setting, chopping (with age-appropriate tools), stirring, or assigning small tasks entirely to them—it will significantly support their development.

    What Are the Benefits of Sharing the Kitchen with Our Children?

    • Develops motor skills and hand-eye coordination
    • Teaches the concept of time
    • Improves concentration and patience
    • Strengthens organizational skills
    • Boosts self-confidence through skill-building and successful experiences
    • Encourages curiosity and a love for learning
    • Enhances social skills when included in shopping tasks like carrying groceries or paying at the counter
    • Helps them learn how to choose ingredients—improving their analytical and decision-making skills
    • Encourages movement and physical activity
     

    kids in the kitchen, cooking with kids, kitchen activities
  • May 02, 2025

    Bugüne dek hem mevsim şartlarına uyum sağlaması hem de her zaman stil sahibi bir bebek olması için çocuğunu kendi ellerinizle giydirdiniz ama artık, bunu kendisinin yapma vakti geldi!

    Onun için özenle seçtiğiniz kıyafetleri, çocuğunuzun kendi çabasıyla giyebilmesi elbette sabır ve yaratıcılık isteyen bir süreç. Ve siz bu süreci onunla eğlenerek geçirebilirsiniz.

    Çocuğunuzun yaşı büyüdükçe kazanacağı yetilerin en keyiflilerinden biri olan kendi başına giyinebilme, çocuğunuzun diğer tüm yetilerde olduğu gibi giyinmeyi aktif olarak deneyimlemesi ile başlıyor. Çocuğunuzla kendi başına giyinme sürecine başlarken, ona sabır göstermeli onu sıkmadan yeterince bu eylemi tekrar etmesini sağlamalısınız. Bugüne dek sizin yapmanıza alışık olduğu giyinme ritüelini bir anda kendi başına yapamayabilir; ancak sizin yol gösterici olmanız, çocuğunuzun kendi başına giyinebilmesi için ihtiyacı olan en önemli şey.

    Çocuğun kendi başına giyinebilmeyi öğrenmesi için göz önünde tutulması gereken birkaç önemli nokta, bu eğitim sırasında işinizi fazlasıyla kolaylaştırabilir.

    Çocuğunuzun giyinmeyi öğrenmesi için doğru zaman!

    Çocuğunuz her gün yeni bir şeyler öğrenirken, onun yaşına ve öğrenme kapasitesine göre ilerliyorsunuz; kendi başına giyinmeyi öğrenme sırasında da bu noktayı atlamadan ilerlemeye çalışmak hem çocuğunuzu hem de sizi mutlu edebilir.

    Çocuğunuzun bugüne dek oyunlarla günlük hayat hakkında öğrendikleri, fiziksel becerilerinin buna uygun olup olmadığı en önemli kıstaslardan biri.

    Örneğin, çocuğunuz kıyafetlerini, çoraplarını kendi başına çıkarmaya başlaması bunun sinyallerini veriyor. Çocuğunuz için üzerindekileri çıkarmak giymekten daha zahmetsizdir ve işe ilk olarak bundan başlar. Siz de bu sinyallerden doğru zamanın yaklaştığını fark edebilirsiniz.

    Oyuncaklar en iyi arkadaştır

    Çocuğunuzun taklit ederek öğrenme eğilimi, kendi başına giyinmeyi öğrenmesinde de büyük avantaj. Sevdiği oyuncağının kıyafetlerini çıkaran ve giydirmeye çalışan bir çocuğunuzun bu davranışını, kendi üzerine yönelterek işe başlayabilirsiniz.

    Uygun kıyafetleri tercih edin

    Çok karmaşık parçalar, kafa karıştırıcı olur. Çocuğunuzun kendi başına giyinmeyi öğrenmesi için başlangıç aşamasında kolay giyilebilen kıyafetleri tercih edin ve kolay ulaşabileceği şekilde koyun. Yumuşak ve kaliteli bir kumaştan yapılan kıyafet, çocuğunuzun yeni başladığı bu öğrenme sürecinde güvenlidir.

    Sıkmadan ve sabır göstererek öğretin

    Çocuğunuz elbette kendi başına giyinmeye henüz uyum sağlayamayacak. Ona bu süreçte en iyi desteği, her yapamadığında yardım ederek değil, denge kurarak verebilirsiniz. Çocuğunuzun yapamadığı bir noktada hemen onu giydirmeyi değil, sadece yol göstererek ufak müdahalelerde bulunmayı tercih ederseniz, kendi başına giyinme konusunda özgüvenine destek olursunuz.

    Çocuğunuza giyinmeyi öğretmek için vakit ayırabileceğiniz, sakin zamanları tercih edin. Aceleyle hazırlanırken bu eğitimi vermek hem sizin hem de onun için sıkıcı olabilir ve stres yaratabilir.

    Kendi zevkini oluşturmasına izin verin

    Çocuğunun kendi başına giyeceği kıyafetleri kendisinin seçmesi onu motive eder. Kendi beğenisine uygun bir kıyafet ile bu alıştırmaları yapması, küçük stil ikonunuzun ilk adımlarını atmasına yardımcı olacaktır.

    Seçimi çocuğunuza bırakırken yanlış parçalar seçmemesi için seçenekleri kısıtlayın. Örneğin tüm giysiler arasından seçim yapmasına izin vermek yerine, seçtiğiniz 2-3 parçaya dikkatini çekin. Böylece kış ortasında şort giymek isteyen çocuğunuzun “Bu kıyafet şimdi olmaz” diyerek seçimini eleştirmek yerine, doğru tercihler yaparak güvenini pekiştirmesini sağlayabilirsiniz.

    Mevsime uygun kıyafet seçebilmeyi, kendi başına giyinmeyi öğrenme sürecinin ilerleyen aşamalarında öğretebilirsiniz.

    Gardıropla arasını iyi tutun

    Çocuğunuz, siz onun giysilerini alırken ve bırakırken yerini görmeli. Kendi başına giydiği kıyafetleri çıkardıktan sonra yavaş yavaş onları katlamayı ve yerine koymayı öğretin. Böylece çocuğunuz hem giyinme sürecini başından sonuna deneyimlemiş olacak hem de okul çağına geldiği zaman düzene ayak uydurması kolay olacaktır.

    Sabırla ve keyif alarak geçireceğiniz bu öğrenme sürecinde, günden güne atlayacağınız aşamalarla ilerledikten sonra size anne-kız, anne-oğul hazırlanıp dışarıda birlikte vakit geçirmenin keyfi kalıyor!

    Kendi başına giyinme, Çocuk gelişimi, Çocuğa sorumluluk verme, Desteğe dayalı öğrenme, Mevsime uygun giyinme, Gardırop düzeni
  • May 02, 2025

    Bebeğiniz dünyaya ayak uydurmaya ve keşfetmeye başladığı ilk andan itibaren onunla kurduğunuz iletişim, karakterini oluşturmasının temellerini atıyor. Çocuğunuzun şu anki tutum ve davranışlarını etkileyen psikolojisi, onun yetişkin bir birey olduğu zaman sahip olacağı karakteri de önemli ölçüde belirliyor.

    Uzmanların bu konudaki ortak fikri, 0-6 yaş arasında çocuğa davranışlarınızın sonuçlarını en net şekilde görebileceğiniz dönem, ergenlik. Şimdiden tohumlarını atmaya başladığınız bir bahçede zorlu dikenlerle hem sizi hem de çocuğunuzu başbaşa bırakmak istemiyorsanız, 0-6 yaş döneminde bazı noktalara dikkat etmelisiniz.

    Çocuğunuzu tutarlı, kurallı ancak baskıcı olmayan bir tutum sergilemeniz; demokratik bir ortam sağlayarak onun fikirlerine de mutlaka önem vermeniz gereken bu dönemde özgüvensiz ve zayıf karakterli yetişebilecek bir çocuğun ileride madde bağımlılığı dahil birçok sorunla karşılaşabileceğini unutmamalısınız.

    0-6 yaş çocuk gelişim psikolojisi, genel olarak 4 aşamaya ayrılabilir. 0-18 ay, 2-3 yaş, 4-5 yaş ve 6 yaş olarak ayırabileceğimiz bu dönemde çocuğa kurallı yaşamanın yanı sıra demokratik tavır, dürüstlük, cesaret, azim, sadakat, hoşgörü, adalet, sır saklama ve güvenilirlik gibi konuların önemi de günlük yaşam içerisinde öğretilmelidir. Bunu yaparken çocuğuna karşı çok koruyucu, aşırı otoriter veya her şeye izin veren bir tavırda olunmamasına, kurulan ilişkinin sağlıklı olması için dikkat edilmelidir.

    Çocuğunuzun psikolojik durumunu ve karakter gelişimini yönlendirirken başvurmanız gereken disiplin yöntemi öncelikle ikna, sonrasında ise geçici mahrumiyet  olabilir. Çocuğunuzla yaşadığınız problemlerde onunla iletişimi bağırma ve sert tutumlarla değil, mantıklı bir şekilde açıklama yaparak kurmalısınız. Unutmayın ki sürekli bağıran bir ebeveyn çocuğa sadece korku verecek, yaptıklarının neden yanlış olduğunu ona öğretmeyecektir.

    Çocuğunuzun size olan güveninin sürekliliği ve iletişiminizin güçlenmesi için onu karşılıksız sevdiğinizi bilmesini sağlamalısınız. Çocuğunuzun elde ettiği başarıları ödüllendirmeli, her ne olursa olsun bedensel cezalardan kaçınmalısınız.

    Merhaba Anne!

    Bebeğinizin 0-18 ay arası dönemi, siz ve bebeğiniz arasındaki güven ilişkisinin kurulmaya başladığı dönemdir. Bebeğinizin size güven duyması için bu dönemdeki en önemli kriteri, ihtiyaçlarının zamanında karşılanması. Özellikle ilk 2 ay karnı acıkan, gazı olan veya altının değiştirilmesi gereken bebeğinizi hemen anlayıp ihtiyaçlarına hemen cevap vermeniz, size olan güven duygusunu pekiştirir. 3. ve 4. aydan sonra, bebeğinizin ihtiyaçlarını kısa bir süre bekletebilir ve kendi ihtiyaçlarının farkında olarak başa çıkmaya çalışmasına yardımcı olabilirsiniz.

    0-18 ay arası en önemli eğitimlerden biri uyku düzeninin oturtulmasıdır. Bebeğinize bunu daha kolay aşılamak için uykunun gece, yani karanlıkta gerç

    ekleştiğini, uyanıp aydınlık olunca da alt değiştirilmesi gerektiğini öğretmelisiniz. Bunun için en kolay yöntemlerden biri çocuğunuzu gündüz uyuttuğunuzda bile loş ve sessiz bir ortam sağlayarak uyuduğu ortamın geceye benzemesini sağlamak olacaktır.

    Kendi İşimi Kendim Yaparım!

    Çocuğunuzun 2-3 yaş psikolojik gelişim dönemini başrolünde “ben” vardır. Çocuğunuz artık kendi başına yürümeye ve konuşmaya başlamıştır ve kendini bağımsız hissetmek ister. Bu dönemde yapılan en büyük hatalardan biri, her şeyi kendi doğrultusunda yapmak isteyen çocukla inatlaşmak veya tam tersi her istediğine evet demektir. Her konuda “Hayır!” diyerek inatlaştığınız çocuğunuz bir süre sonra isteklerinin tutarsız olduğunu düşünmeye başlayarak özgüven eksikliği yaşayabilir. Tersi durumda her şeye “Evet” derseniz, bu kez de okul çağına geldiğinde, her şeyin mümkün kılındığı ev ortamına alıştığı için okuldaki kurallara uyum sağlamakta zorlanacaktır.

    Örneğin çocuğunuz mevsime hiç uygun olmayan bir kıyafet seçebilir, uyku saatinde dışarı çıkmak isteyebilir, oyuncakları balkondan atmanın çok parlak bir fikir olduğunu düşünebilir. Dünyayı yeni keşfeden ve onun hakimi olduğunu düşünen çocuğunuza sert bir “Hayır” demek yerine, onun dikkatini başka yönlere çekmeyi deneyin. Unutmayın, onunla vereceğiniz bir inat savaşında, kazanan yoktur. Bu dönemde paylaşma güdüleri henüz gelişmemiş olan çocuğunuz yuvaya verilirse, diğer çocuklarla paylaşmak zorunda kalacağı her şey onu zorlayacaktır.

    Dış Dünyaya Hazırım!

    Çocuğunuzun 4-5 yaş dönemi, artık toplu yaşama kurallarına adapte olabileceği yaşlardır. Kendi fikirlerinin yanı sıra karşısındakinin davranışlarını da yaşına uygun şekilde analiz eden çocuk, diğer insanların fikirlerini de önemsemeye başlar.

    Hayali arkadaş ve yalan söylemenin en çok görüldüğü bu yaşlarda, çocuk yalan söyleyerek karşısındakinin bunu anlayıp anlamadığını kontrol eder. Çocuk, yaptığı hataların sorumluluğunu hayali arkadaşlarına yükleme eğilimine girebilir. Bu dönemde çocuğunuzun yaptığı hatalara aşırı tepki göstermeniz, onun yalan söyleme ve sorumluluğu başkalarının üzerine yükleme alışkanlığını körükleyebilir. Çocuğunuzla, yaptığı hatalar konusunda sakin ve mantıklı konuşmalar yapmanız, onu doğruyu söylemeye teşvik edecektir.

    Okul çağına hazırlık olan bu dönemde yuvaya bırakılan çocuğun tepki göstermesi de oldukça sık görülen bir durumdur. Okula bırakılan çocuk, annesinin onu terk edeceği psikolojisi ile okulu reddedebilir. Bunun için annenin sabah onu okula bırakıp akşam alması, annesinin onu terk etmediği konusunda ikna edici olacaktır.

    6 yaş ve sonrasında çocuğunuz okul çağındadır. Okula başlayan çocuğunuz kalem, makas gibi aletleri tek başına kullanabilmeli, ayakkabısını kendisi bağlayabilmelidir. Sahiplik duygusu geliştiren çocuğunuz eşyalarına sahip çıkabilmelidir.

    Bu süreçte yapmanız gereken, dış dünyaya alışan çocuğunuza aşırı koruyucu bir tutum sergilememeniz olacaktır. Ayakkabılarını bağlamanız, ödevlerini onun yerine yapmanız, yemeğini ellerinizle yedirmeniz, onun gelişimini yavaşlatır. Yapabileceklerini yapmasına izin vermediğini çocuğunuz, kendi başına yetebilme konusunda cesaretini yitirecektir. Bu yüzden gerektiği anlarda desteğinizi esirgemeyin, ancak bırakın kendi başına yapabilecekleri ile karşı karşıya kalmayı öğrenerek kendini geliştirsin.

    Eğitim ve gelişim sürecinde öğrenmesi gerekenleri kavraması için zeka ve yeterlilik yönünden her çocuğun birbirinden farklı olduğunu unutmayın. Çocuğunuzdan beklentiniz, onun kapasitesine uygun olmalıdır; bu yüzden de çocuğunuzu iyi tanımaya çalışın. Siz de karakter gelişiminin psikolojik etmenlerini göz önünde bulundurarak çocuğunuzun güçlü bir birey olarak yetişmesini sağlayabilirsiniz.

    0-6 yaş çocuk gelişimi, Çocuk psikolojisi, Karakter gelişimi, Tutarlı ebeveynlik,Karşılıksız sevgi,Paylaşma güdüsü, Okul çağı hazırlığı, Bireysel farklılıklar
  • May 02, 2025

    Omega 3 nedir?

    Omega 3 esansiyel bir yağ asitidir ve vücudumuzun üretemediği , mutlaka dışarıdan almamız gereken yaşamsal değerde önemli bir ihtiyaçtır.

    Omega-3'ün her yaş dönemi için, özellikle de çocuklar için ayrı bir faydası bulunmaktadır.Günlük yaşamda özellikle balıkta yüksek miktarda bulunan omega-3 ün, balık yemeyen ve sevmeyen kişielrde mutlaka dışarıdan takviye edilmesi gerekiyor. Vücudun Omega-3 yağ asidine ihtiyacı daha anne karnında başlar, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılıkta da ihtiyaç devam eder.

    Omega-3 yağ asitleri genel olarak hücre zarının esnekliği, akışkanlığı, yani temel vücut sağlığı için çok önemli ve gereklidir.

    Çocuklar için omega 3’ün gerekliliği:

    • Çocuklarda omega 3 sağlıklı zihinsel gelişim ve konsantrasyon için son derece gereklidir.
    • Beyin ve vücut gelişimindeki rolü çok önemlidir.
    • Çocukların okul, aile ve sosyal yaşamlarındaki davranışlarında oadaklanmayı sağlayarak daha dikkatli, toleranslı ve anlayışlı olmalarına büyük katkı sağlar.
    • Bir çocuğun zihin gelişiminde günlük alınması gereken omega-3 takviyesi, onların yaşamlarında daha dikkatli bir dinleyici olmaları, daha sağlam bir karakter olmaları, odaklanma ve dikkat yoğunlaştırmada daha kontrollü olmalarını sağlar.
    • Omega 3 takviyeleri , sağlıklı büyüme ve gelişim için  birçok faydayı bünyesinde taşır.
    • Enerji sağlanması ve vücut ısısının muhafaza edilmesi görevlerine de yardımcı olurlar.

     

    Omega 3 eksikliğinde görülen rahatsızlıklar:

    • Yara iyileşmesinde yavaşlık,
    • Kan basıncında artma,
    • Depresyon,
    • Kan dolaşımında olumsuzluk,
    • Saç dökülmesi,
    • Görme fonksiyonunda azalma,
    • Egzama,
    • Büyüme geriliği,
    • Pıhtılaşma eğiliminde artma,
    • Bağışıklılığın zayıflaması,
    • Kolesterol ve trigliserit seviyesinde artma,
    • Hafıza zayıflığı.

    Omega 3 ömür boyu gereklidir, tabii ki herşeyde olduğu gibi bunun alınmasında da doğru dozu ayarlamak çok önemlidir.

    Omega 3, Zihinsel gelişim, Odaklanma, Sağlıklı büyüme, Omega 3 eksikliği, Bağışıklık,Çocuk sağlığı
  • May 02, 2025

    Massaging your baby not only soothes them but also supports their development. Massage calms your baby by reducing the circulation of stress hormones in the blood vessels—those same stress hormones that are our greatest enemies from the moment we are born. It also helps you establish a strong bond with your baby.

    Babies transition from the soft, fluid environment of the womb to a firm and motionless surface. For the first three months, they lack the ability to move or turn independently, except for limited arm and hand movements. Therefore, regular baby massages during these early months are important for the development of both physical and motor skills.

    The most developed sense in babies is the sense of touch. During infancy, touch plays a vital role in how a baby perceives their environment. When a baby is touched or held, it helps them connect with their surroundings and supports their development. One of the effective ways parents can connect with their babies is through baby massage.

    What Are the Benefits of Baby Massage?

    • It supports the development of the muscular, nervous, and skeletal systems, as well as neuromuscular coordination. It plays an important role in the development of reflexes and muscles.
    • By strengthening the immune system, it helps the baby build resistance to common infections such as colds and flu. However, because massage increases blood circulation, it can be dangerous if the baby has an infection—massage may cause the infection to spread more rapidly.
    • Massage increases the release of endorphins, the body’s natural painkillers, which helps relieve pain during moments like gas discomfort or teething.
    • It creates a soothing bedtime ritual, making it easier for the baby to fall asleep and stay asleep longer.
    • It improves nutrient absorption and boosts appetite.
    • It enhances communication and bonding between the baby and parents, making shared time enjoyable and meaningful.
    • Skin-to-skin contact between mother and baby stimulates the production of prolactin (the milk hormone), increasing milk supply and promoting successful and harmonious breastfeeding and bonding.
    • The sense of touch gives the baby a feeling of safety. It reduces tension, anxiety, and fear, promoting calmness and relaxation. It also boosts the mother’s confidence, and the peace she feels is reflected in her baby.

    How Should We Perform the Massage?

    Each part of the baby’s body needs a specific massage approach, as every area is developing and requires special attention.

    Face Massage:
    Using your thumbs, gently glide from between the baby's eyebrows upward across the forehead. This motion helps the baby calm down and fall asleep. With gentle fingertip pressure, move from the inner corners of the eyes down along the sides of the nose to the nostrils—this opens the sinuses and relaxes the baby. Using your index fingers, lightly pull along the underside of the cheekbones as if forming a smile, reaching the jaw joint and applying circular motions with your fingertips. This relaxes the lips and cheek muscles, which can become tired from sucking.

    Chest Massage:
    Place your hands on either side of the chest and slide each hand diagonally toward the opposite shoulder in a "butterfly stroke."

    Arm and Leg Massage:
    Starting from the hands, stroke up toward the shoulders. Then, using both hands—one below and one above the limb—gently squeeze and glide from the wrist up to the shoulder to stimulate deeper circulation. The same technique should be applied to the legs.

    Back Massage:
    Lay the baby face down on your legs or on a blanket on the floor. Starting from the head, gently stroke the entire back and down to the soles of the feet. Then, move your hands in opposite directions across the back—one pushing, one pulling—and finally use your fingertips to gently tap along the back. (This relaxes the back and helps the baby become aware of their body.)

    baby massage, how to massage a baby, benefits of baby massage
  • May 02, 2025

    Sütten kesmek hem anne hem de bebek için sıkıntılı bir süreçtir. Emme sırasında anne ile bebek arasında oluşan  o özel duygusal bağ, her iki taraf açısından rahatlama başta olmak üzere birçok olumlu etkiye sebep olduğundan, bundan vazgeçmek oldukça zordur.

    Bebeği sütten erken kesmenin bebeğin tüm yaşantısını etkileyebileceği, yapılan bilimsel araştırmaların sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Yine de bebek ve anne çiftinin kendine özgü ihtiyaçları bulunduğundan sütten kesmenin ideal zamanlaması kişiden kişiye değişebilmektedir.

    Bebek sadece anne sütü ile beslenmeyi tercih ediyor, sürekli emmek istiyor, kilo alımı düşüyorsa veya gece anne göğsünde olmak için sık sık uyanıyorsa, altıncı aydan sonra sütten kesme kararı alınabilir.

    Bebek kaç yaşına kadar emzirilmelidir?

    Dünya Sağlık Teşkilatı iki yaşına kadar anne sütü vermeyi öneriyor.

    Anne sütünün besin değeri bebeğin gelişim düzeyine göredir. 12 .aydan itibaren anne sütü bebek için önemini azaltmaya başlar. Çünkü artık bu dönemdeki bir çocuk için anne sütü çocuğun ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamaz. Hatta gelişimini engelleyebilir. Çocukların bu dönemden itibaren değişik türlerde gıdaları alma ihtiyacı başlayacaktır. Anne sütü bu anlamda onun gelişim düzeyi için yetersiz kalacaktır. Katı gıdalara olan ihtiyacın giderilmesi ve bu yiyeceklere alışması gerekmektedir.

    Üstelik gereğinden fazla emzirmek, bebeğin bireysel ve bağımsız gelişimini engelleyerek, ileriki sosyal yaşamına da olumsuz etkiler yapabilir.

    Sütten kesmenin en doğru zamanı:

    Sütten kesmek için bebeğin huzursuz, annenin stresli veya yeni başlangıçların olduğu zamanlardan kaçınmak çok önemlidir. Aksi halde böyle zamanlar süreci daha da zorlaştıracaktır. Eğer emzirmeyi kesmeyi denediniz ve hiçbir şekilde başarılı olamadıysanız belki sizin bebeğiniz için emzirmeden kesmek için uygun zaman değildir. Bir süre sonra tekrar deneyin.

    Sütten kesmek, Anne sütü, Anne-bebek bağı, Bebek gelişimi, Bireysel gelişim, Annenin stresi, Emzirmeyi bırakma
  • May 02, 2025

    Çocukların, yaşlıların ve kronik hastalığı bulunan kişilerin daha çok etkilendiği, grip daha çok mevsim geçişlerinde yaygın olarak görülmektedir. Özellikle kronik hastalığı  veya astımı bulunan çocukları gripten uzak tutmak son derece önemlidir. Astımı bulunan çocuklarda grip, krize yol açabilmektedir. Hatta astım krizlerinin en önemli nedenlerinin başında  gribal enfeksiyonlar  gelmektedir. Bu sebepledir ki uzmanlar, astım hastalarında grip aşısının yapılması gerektiğini belirtmektedirler.

    Grip aşısı nedir?

    Grip aşısı inaktif; yani ölü bir aşıdır ve her yıl kış aylarında görülmesi beklenen grip virüslerine karşı yeniden hazırlanır.

    Çocuklarda grip aşısı ne zaman yapılmalıdır?

    Altı aydan büyük  çocuklara grip aşısı yapılabilir. Grip, kış döneminde sık görüldüğü için sonbahar  aylarında yapılmaya başlanır ve Aralık ayına sonuna dek sürer.  Özellikle kalabalık ortamda çalışan kişilerin çocukları daha fazla risk altındadır ve aşılanmalıdırlar.

    Grip aşısının uygulanması ve  dozu ne kadar olmalıdır?

    • 6 ay-3 yaş arası çocuklarda, ilk kez grip aşısı yapılıyorsa bir ay ara ile 2 kez yarım doz uygulanır. Daha önce grip aşısı ile aşılanmış çocuklara ise 1 kez yarım doz yapılır.
    • 3-8 yaş arası çocuklarda ilk kez yapılıyorsa bir ay ara ile 2 kez tam doz uygulanır. Daha önce grip aşısı ile aşılanmış çocuklara ise 1 kez tam doz yapılır.
    • 9 yaş üstü çocuklara, her yıl tek doz uygulanır.

    Kas içi  veya deri altına enjeksiyon ile uygulanmalı ve işlem yapılmadan önce iyice çalkalanmalıdır.

    Hangi çocuklara grip aşısı yapılmamalıdır?

    Daha önce grip aşısının  yan etkileri görülmüş çocuklarda,  Guillan Barre Sendromu geçirmiş çocuklarda ve yumurta alerjisi bulunan cocuklarda, grip aşısı yapılmamalıdır.

    Grip aşısı, Kronik hastalık, Gribal enfeksiyon,Aşı zamanı, Mevsim geçişleri, Yumurta alerjisi
  • May 02, 2025

    Bebeklerde yaygın olarak görülen, yanlış beslenme alışkanlıklarına bağlı,  ciddi ve  tedavisi de güç olan bir enfeksiyon hastalığıdır. Enfeksiyon hastalıklarının neden olduğu mikroplar biberon çürüklerinin oluşmasındaki baş etkendir.

    Doğumdan sonra anneden geçebilen mikroplar yanlış beslenmeyle birleşince maalesef ki biberon çürükleri denen hastalığın oluşması kaçınılmaz olmaktadır.

    Nasıl Oluşur:

    Bebeğin 5-6. aydan sonra ilk süt dişlerinin çıkması ile birlikte katı yiyeceklere başlanır. Ancak bu dönemde süte de ihtiyaç duyacakları için, biberonlada süt içmeye devam ederler. Bilhassa gece uyumadan önce uyumasını kolaylaştırmak için biberonla içilen süte bal, pekmez gibi şekerli gdalar ilave edilmesi ve sabaha kadar ağızda oluşacak bakterilere imkân vermelisi “biberon çürüğü” adı verilen yaygın diş çürüklerine neden olmaktadır.

    Biberon Çürüklerinin Önlenmesi:

    • Bebeğin ağzında biberonla uyumasına izin vermemek,
    • Bir yaşından sonra gece beslenmesi bırakmak,
    • İşaret parmağına sarılan ıslatılmış bir tülbent ile dişleri temizlemek,
    • Biberonla süt içtikten sonra mutlaka su içmesi sağlamak,

    Bir yaşından sonra düzenli diş doktoruna göstermek,

    • 2-3 yaşına kadar fluoridsiz diş macunu ve küçük başlı, yumuşak kıllı bir diş fırçası ile dişleri günde iki kez fırçalanmak,

    Sebze ve meyve ağırlıklı, lifli besinleri tercih edip, diş üzerine yapışıp kalan yiyecekleden kaçınmak ile biberon çürüğünün oluşmasının önüne geçmek mümkündür.

    Biberon Çürüğünün Bebekteki Olumsuz Etkileri:

    Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır bu da beslenme düzeninin bozulmasına yol açar. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına neden olur. Sonrasında konuşma problemleri dâhil birçok rahatsızlığa sebep olabilir.

    Bebek diş sağlığı, Yanlış beslenme, Süt dişleri, Diş fırçalama, Konuşma problemleri,İltihaplanma
  • May 02, 2025

    Anne ve çocuk arasındaki bağ kuşkusuz en güçlü bağların başında gelir. Konu başlığımızdaki sorunun yanıtını birçok anne “elbette ki çocuğumun bana ihtiyacı var, bensiz yapamaz” diyerek kendisinin de ona en az onun kadar  bağımlı olduğunu farkına edemez.

    Uzmanlar annenin çocuğuna olan aşırı düşkünlüğün tehlikeli boyutlarına özellikle dikkat çekiyor ve annelerin birçoğu için yaşamlarının en önemli amacı haline gelen ve abartılan çocuk-anne ilişkisinin bundan önce nasıl bir kadın olduklarını unutabildiklerine kadar vardığına işaret ediyorlar.

    Bu nedenledir ki en iyi becerebildikleri şeyin ‘’ annelik’’ olduğunu düşünüp, ömür boyu bu korumacı ve farkında olmadan da olsa baskıcı tutumlarını yaşam şekli olarak sürdürebilmektedirler.

    Anneleri tarafından aşırı bağımlılığa maruz kalan çocukların, okula gitmek istemedikleri, evden ve anneden ayrı kalma düşüncesiyle sorun yaşadıkları uzmanların ortak görüşü olarak karşımıza çıkıyor.

    Annelerin çocukları büyüdükçe rollerinin değiştiğini kabul etmeleri, çocuğun gelişimi açısından son derece önem arz etmektedir.

    Büyüme döneminde üstlenilen annelik rolünde çocuğunuzun ihtiyaçlarına göre, bebeklikte onunla nefes nefese, çocukluk yıllarında bir adım uzaklıkta, gençlik yıllarında onunla göz göze, daha sonraki zamanlarda ise o istediğinde yanında olmalısınız.

    Çocuk-anne ilişkisi, Koruyucu tutum, Ayrılma kaygısı, Büyüme dönemi,Annelik rolü
  • May 02, 2025

    Anne ve çocuk arasındaki bağ kuşkusuz en güçlü bağların başında gelir. Konu başlığımızdaki sorunun yanıtını birçok anne “elbette ki çocuğumun bana ihtiyacı var, bensiz yapamaz” diyerek kendisinin de ona en az onun kadar  bağımlı olduğunu farkına edemez.

    Uzmanlar annenin çocuğuna olan aşırı düşkünlüğün tehlikeli boyutlarına özellikle dikkat çekiyor ve annelerin birçoğu için yaşamlarının en önemli amacı haline gelen ve abartılan çocuk-anne ilişkisinin bundan önce nasıl bir kadın olduklarını unutabildiklerine kadar vardığına işaret ediyorlar.

    Bu nedenledir ki en iyi becerebildikleri şeyin ‘’ annelik’’ olduğunu düşünüp, ömür boyu bu korumacı ve farkında olmadan da olsa baskıcı tutumlarını yaşam şekli olarak sürdürebilmektedirler.

    Anneleri tarafından aşırı bağımlılığa maruz kalan çocukların, okula gitmek istemedikleri, evden ve anneden ayrı kalma düşüncesiyle sorun yaşadıkları uzmanların ortak görüşü olarak karşımıza çıkıyor.

    Annelerin çocukları büyüdükçe rollerinin değiştiğini kabul etmeleri, çocuğun gelişimi açısından son derece önem arz etmektedir.

    Büyüme döneminde üstlenilen annelik rolünde çocuğunuzun ihtiyaçlarına göre, bebeklikte onunla nefes nefese, çocukluk yıllarında bir adım uzaklıkta, gençlik yıllarında onunla göz göze, daha sonraki zamanlarda ise o istediğinde yanında olmalısınız.

    Anne-çocuk bağı, Koruyucu tutum, Anne rolü, Ayrılma kaygısı, Çocuğun ihtiyaçları, Çocuk gelişimi
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: EN
Çerez Kullanımı